ADALET KAVRAMI


 

 Bana göre belli bir adalet kavramı o kadar doğaldır, bütün, insanlar tarafından o denli evrensel şekilde kabul görmüştür ki, bu kavaram bütün kanunlardan, bütün antlaşmalardan ve bütün dinlerden bağımsızdır. 


Bir Türk’ten , bir Mecusi’den ,bir Hintli ’den yemek yesinler ,kıyafet alsınlar diye borç vermiş olduğu parayı geri istediğimde hiçbirinin aklına " Biraz bekleyin Muhammed'in , Zerdüşt'ün veya Brahma'nın size " paranızı geri verip vermemi buyurup buyurmadığına bakayım " diye cevap vermek gelemez. 


Hakkaniyetin bana borcunu ödemesini gerektirdiğini kabul eder ve borcunu ödemesini gerektirdiğini kabul eder ve borcunu ödemese bile bunun nedeni yoksulluğunun veya aç gözlülüğünün kendisinin de kabul ettiği adalet kavramından ağır basmasıdır. 

 

Dünya üzerinde kişinin babasına ve annesine gücü yettiği halde yiyecek vermeyi reddetmesini haklı, güzel, münasip ve namuslu hareket olarak gören hiçbir halk olmadığını ve hiçbir kabilenin , hatta fanatik yobazlardan oluşan bir tarikatın bile iftirayı güzel bir eylem olarak görmediğini kesin olarak beyan edebilirim.

 

Bana göre adalet kavramı bütün kâinatın onay verdiği o denli temel bir hakikati ki, beşerî toplumları kahreden en büyük suçlar bile adalet kisvesi altında işlenir. 

 

 Suçların en büyüğü ve yıkıcısı savaştır. Oysa bu suçu adalet bahanesi ile haklı göstermeye çalışmayan tek bir saldırgan dahi yoktur.

 

Küçük hırsızlar bile bir olduklarında, "Hadi gidip para çalalım; dulun, yetimin elinden rızkını alalım " demezler. Aksine şöyle derler: " Adil olalım, gidip malımızı onu gasp eden zenginlerinden elinden alalım".

 

Kısacası korkak dalkavuklar, barbar bakanlar, iğrenç komplocular, günaha batmış hırsızlar , hepsi de kendilerine rağmen ayaklar altına aldıkları erdeme hürmet ederler. 

 

 Voltaire

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AHLAKLI DOĞARIZ / VOLTAİRE

İNSAN RUHU