Kayıtlar

İNSAN RUHU

Resim
İnsan, tuhaf bir varlık ; öncelikleri çoğu zaman bedeniyle ruhu arasında gidip geliyor. Ama siz ne derseniz deyin insan eninde sonunda yine kendisi için istiyor. Aklınıza hemen çocukları için her şeyi göze alan anne ve babalar geldi değil mi?  Doğru ! Bu durum dışarıdan hiçbir baskı olmaksızın ruhun ihtiyacının bedenin önüne geçtiği nadir anlardan biri. Çünkü insan, çoğu zaman kendinden vazgeçiyor gibi görünse de, aslında ruhunu besleyen bir anlamın peşinde. Bu duygu, insanın doğasında var; ancak çevrenin etkisiyle doğal olmayan ruhu beslemek için edindiğimiz - edindirildiğimiz - yeni duygular da bize empoze ediliyor.  Aile, vatan, bayrak, bir düşünce ya da bir inanç… İnsan, kendini bu kavramların içinde bulması kaçınılmaz oluyor. Fakat hangi ad altında olursa olsun, bir şeye hizmet etme arzusu bile dönüp dolaşıp ruhunu doyurma ihtiyacına bağlanıyor. Eğer buraya kadar aynı yerden bakabiliyorsak, artık şu ayrımı düşünmenin zamanı geldi: Bedenini doyurmayı önceleyenlerle, ruhunu...

ADALET KAVRAMI

Resim
    Bana göre belli bir adalet kavramı o kadar doğaldır, bütün, insanlar tarafından o denli evrensel şekilde kabul görmüştür ki, bu kavaram bütün kanunlardan, bütün antlaşmalardan ve bütün dinlerden bağımsızdır.   Bir Türk’ten , bir Mecusi’den ,bir Hintli ’den yemek yesinler ,kıyafet alsınlar diye borç vermiş olduğu parayı geri istediğimde hiçbirinin aklına " Biraz bekleyin Muhammed'in , Zerdüşt'ün veya Brahma'nın size " paranızı geri verip vermemi buyurup buyurmadığına bakayım " diye cevap vermek gelemez.  Hakkaniyetin bana borcunu ödemesini gerektirdiğini kabul eder ve borcunu ödemesini gerektirdiğini kabul eder ve borcunu ödemese bile bunun nedeni yoksulluğunun veya aç gözlülüğünün kendisinin de kabul ettiği adalet kavramından ağır basmasıdır.    Dünya üzerinde kişinin babasına ve annesine gücü yettiği halde yiyecek vermeyi reddetmesini haklı, güzel, münasip ve namuslu hareket olarak gören hiçbir halk olmadığını ve hiçbir kabilenin , hatta fanatik yobazl...

AHLAKLI DOĞARIZ / VOLTAİRE

Resim
İklim,  terbiye, dil, kanun, ibadet ve zekâ seviyeleri bakımından farklı ne kadar insan gördüysem, hepsinin aynı ahlaki temele sahip olduğuna o denli kani oldum.     İlahiyata dair hiçbir şey bilmelerse de hepsi haklıya ve haksıza dair kabaca bir kavrama sahiptir ve hepsi de bu kavramı aklın geliştirmeye başladığı yaşta edinmiştir.    Tıpkı matematik öğrenmeden ağır yükleri sopayla kaldırma, bir derenin üzerinden bir tahta parçasına basarak geçme sanatını doğal olarak edinmiş olmaları gibi.   Demek ki bizi yaratmış olan üstün zekâ, dünya üzerinde belli bir süre yaşayabilmemiz için adaletin var olmasını istemiştir.   Aksi takdirde, kanımca, ne hayvanlar gibi kendimiz besleyebilme içgüdümüz ne de onlar gibi doğal silahlarımız olduğuna ve her türden tehlike açık bir çocukluğun savunmasızlığı içerisinde yıllarımızı geçirdiğimize göre vahşi hayvanların, açlığın ve sefaletin pençesinden kurtulabilen bir avuç insan bir parça yiyecek ve post uğruna birbirine g...